Hayatımız Savaş
İbrahim Akyürek
Kasım 26, 2025
10’dan fazla ülkenin elinde...
Afrika Türk SİHA’ların kanatları altında
Dünyada en çok aktif çatışmanın bulunduğu kıta Afrika’da birçok ülke Türk yapımı silahlar kullanıyor. Kıtadaki birçok ülke, özellikle son 5 yılda Türk yapımı SİHA’lar almak için Bayraktar ve TUSAŞ gibi şirketlerin kapısını çaldı. Afrika’da şu anda en az 16 ülkenin envanterinde Türk şirketler tarafından üretilen SİHA’lar bulunuyor. 10’dan fazla ülkenin elinde ise Türk yapımı zırhlı araçlar var. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre Türkiye bir “orta güç” olarak görülmesine rağmen, 2024 yılında Rusya ile beraber Batı Afrika’ya en çok silah sağlayan üçüncü ülke konumundaydı.
Türk yapımı silahların çatışmaların sık yaşandığı bir bölgede bulunması, çatışmalarda da sıkça kullanılması sonucunu beraberinde getiriyor. Örneğin çeşitli açık uydu görüntüleri ve basına yansıyan kareler Sudan ordusunun HDK ile çatışmalarında Bayraktar TB-2’ler kullandığını gösterdi. Alman düşünce kuruluşu Bilim ve Siyaset Vakfı’nda (SWP) misafir araştırmacı olan ve Afrika üzerine çalışmalar yürüten Nebahat Tanrıverdi Yaşar, SİHA’ların özellikle 2024 sonundan itibaren ordu tarafından yoğun şekilde kullanıldığını ancak genel anlamda savaşın seyrini değiştirmede sınırlı kaldığını söyledi.
Kasım 17, 2025
Emrediyorum
Emrediyorum barışın
MUHABBETLER GIRLA
Bir yandan da birbirlerine “aba altından sopa göstermeye, “şu olmazsa, bu yapılmazsa güçlerimi salarım üstünüze” demeye devam ediyorlar. Kendi güçlerine ne kadar güveniyorlarsa birbirlerine de o kadar güvenmiyorlar galiba. Bir yıldır öldürtmeye ara verdiler, sadece konuşuyorlar, sembolik jestler yapıyorlar, tatlı sözlerle birbirlerinin gururunu okşuyorlar. Birbirlerine hiç güvenmediklerinin en güçlü kanıtı birbirlerini güzellemelerindeki ölçüsüzlükleri. Kurucu önder, bilge, devlet terbiyesi, devlet adamı, zarafet, kibarlık, karşılıklı davetler, ulaklarla gönderilen selam ve muhabbetler gırla gidiyor.
NİYE KIRDIRDINIZ?
“İyi ama sen demiyor muydun, o senin düşmanın, git öldür diye; madem kardeştik bize niye birbirimizi öldürttün?” Madem konuşarak da çözülebilirdi, niye birbirimize kırdırdınız bizi?
Güney Afrika’da uygulanan “hakikat komisyonları”, “apartheid rejiminin” zalimliklerine maruz kalanlarda daha da derin yaralar açtı. Hakikat komisyonlarında teröre maruz kalanlar işkencecilerinin önünde “kendilerine yapılanları” anlatıyorlardı. Bu anlatıların işkencecileri pek etkilemediği, tersine anlatanı daha da örselediği görüldü.
Birbirine düşman edilenlerin barışabilmesinin yolu, saldırtılanların başlarına gelenleri anlatmalarıyla değil saldırtanların “suçlarını itiraf etmeleriyle ve bedelini ödemeleriyle” mümkün olabilir. Bu itiraf da “emir kuluydum, emredildi yaptım” falan demekle bitmez. Emir kulları değil, emredenler bu suçu neden ve nasıl işlediklerini, başka yollar mümkünken neden terörü seçtiklerini itiraf etmeliler ve bedelini ödemeliler.
Güzellemeye değil, affedilmeye ihtiyaçları var ve affetmemizi bize emretmemeliler, hak etmeliler. “Biz” zaten öldürmek istemiyorduk ki…
SELÇUK CANDANSAYAR Birgün
Kasım 15, 2025
Çok şeyin çok pahalı olduğu ülkede bazı hayatlar çok ucuz olabiliyor.
Bıçak sırtında!
Hatıralar unutmamak, unutturmamak içinse bir manası var. 20 askerin bir kargo uçağına doldurulduktan sonra “şehit” düşmesini “kahramanlık”la açıklarsanız, unutur gidersiniz. Bunu ihtimallerden ihmallere gidip gelen bir kararlılıkla unutmamak lazım.
“Ateş düştüğü yeri yakar” mevsimleri çoktan geçti, bitti. Atölyelerdeki kadınlar, madenlerdeki işçiler, sokaktaki çocuklar ve gençler, kumpir-midye yiyen minikler, evlerdeki eşler, kargolanan askerler hep aynı ateşin kenarında, içinde. Hayat tam “bıçak sırtı” değil mi! Ne zaman kimi parçalayacağı belirsiz.
Bir söz var: “Vahim bir olayda herkes suçlu değildir elbette; ama herkes sorumludur!” Siyasetten cinayete, kazadan ezaya, uçaktan sokağa kadar sanki öyle!
UMUR TALU T24
Kasım 14, 2025
2014
“Türkiye'nin özellikle son yirmi-otuz yılının önemli ve acılı bir gündem maddesini oluşturan şüpheli asker ölümlerinin etrafında dolaşan, her yazarın, konuyu kendi yazarlık meşrebine uygun bir tutum ve yaklaşımla ele alıp işlediği, özel olarak bu kitap için yazılmış on altı öykü yer alıyor bu kitapta.
Kasım 02, 2025
Antalya
Kültür Yolu Festivali’nde Atatürk sergisi iptal edildi
Antalya’daki Kültür Yolu Festivali kapsamında açılması planlanan "Şapkalarla Atatürk” sergisi, sosyal medyadaki tepkilerin ardından iptal edildi.
Bir dönem AKP MKYK’de görev alan avukat Mücahit Birinci, sosyal medya üzerinden “Şapka inkılabı bahanesiyle yapılan mezalimi benim Rizeli rahmetli dedeme soracaktınız. Korkunç şeyler oldu bu ülkede. Siz hangi iklimin Kültür Bakanlığısınız?” paylaşımı yaptı. Altına da sergi afişi ekledi. 1 Kasım tarihinde başlayan festivalin yayımlanan programında serginin yer almadığı görüldü.
DERNEK ÜYELERİNDEN TEPKİ
Akdeniz Reklamcılar Derneği Başkanı Emre Noyan, da “Bu sergiyi siz mi kaldırdınız?” sorusuna önce yanıt vermedi ardından iddiaları kabul etti. “Bu serginin kaldırılmasında bakanlığın bir etkisi var mı” sorusuna “Karşılıklı konuşarak karar verdik” diye yanıtladı. Emre Noyan Gün Haber sitesine ise şu açıklamayı yaptı; “Sosyal medyadan sergi ile ilgili tepkiler gelince yönetim kurulundan bazı arkadaşlar polemiğe yol açmayalım sergiyi kaldıralım dediler. Ben de başka bir zaman açarız diye kabul ettim.” “Arkadaşlarınıza direnmediniz mi” sorusuna, “Biz küçük bir derneğiz, etimiz ne budumuz ne?.. Niye bakanlıkla kötü olalım” cevabını verdi. Akdeniz Reklamcılar Derneği’nin sergiyi kaldırmasına üyelerinden de tepki geldi.
Ekim 30, 2025
TAM SAHA PRES
Gazeteciler Tekno-Oligarklara karşı: Bir Dünya Kongresinden notlar
Antik Yunanca’da “azınlığın yönetimi” anlamına gelen oligark kavramı, artık sadece Kremlin’e yakın Rus zenginler değil; Bezos, Zuckerberg, Altman gibi dijital çağın yeni ABD’li lordları için kullanılıyor. Stiglitz de Trump’ın bu oligarkları Beyaz Saray’da tespih taneleri gibi karşısına dizdiği toplantıyı hatırlattı, dünyanın tüm verisinin Google, Microsoft, Amazon gibi şirketlerin bulut sistemlerinde olduğunu vurguladı, “Trump bir gün veriye erişimi kesme talimatı verirse ne olacak?” diye sordu.
Trump yönetimdeyken artık kimse “bu kadar da olabilir mi?” diyemiyor.
Peki bu oligarkların kurduğu sisteme ne isim vermeli?
Gazeteci ve dijital haklar uzmanı Dr. Courtney Radsch, bu düzene bir isim veriyor: Tekno-faşizm. Çünkü teknoloji şirketlerinin çoğunda mutlak karar verici bir yönetici var. Ne denetleniyorlar ne de devrilebiliyorlar. Radsch’e göre Elon Musk, Sam Altman ve benzeri figürler modern çağın “tek kişilik yönetim” örnekleri. Artık bu şirketlerde demokratik bir yönetişim ihtiyacı bile hissedilmiyor. Bu da teknolojinin geleceğini simgesel olarak da toplumsal iradenin dışına taşıyor.
Artık en doğru içerik değil, en çok kazandıran içerik görünür olacak. Algoritmalar sizi yankı odalarına hapsedecek. Dezenformasyonun dozu, farkında olmadan artacak.
Yapay zekâ araçları haberi üretenden değil, üründen “besleniyor.” Bir gazetecinin emeğini, başka kaynaklarla harmanlayıp kendi ürünü gibi sunuyor. Kaynak göstermiyor; kullanıcı da doğrudan siteye gitmiyor. Gelir, görünürlük, etki… Hepsi erime tehlikesiyle karşı karşıya.
Peki çözüm ne? İçeriğe erişimi kesmek mi? O da işe yaramıyor. Çünkü araçlar ne bulurlarsa onu kullanıyor. Kötü bilgiyle dolu forum ve tabloid haber içerikleri, özgün yanıtlar gibi paketlenip servis ediliyor. Gerektiğinde kaliteyi koruyabilmek için büyük ana akım yayıncılarla telif anlaşmaları yapılıyor. Ama bu kez küçük, bağımsız üreticiler sistemin dışına itiliyor. Bilginin çeşitliliği azalırken çoğulcu kamusal alan da tehdit altında kalıyor.
ÇÖZÜM: SİYASİ İRADE VE TAM SAHA PRES
Can Ertuna Birgün
susmanın daha güvenli olduğu fikrine alıştırılıyor.
Noktaları birleştirmek
Çocuklara resim çizmeyi öğreten kitaplarda noktalarla dolu sayfalar vardır. Noktaları birleştirmeye başlayınca karşınızda bir resim şekillenmeye başlar.
İlk nokta olarak 2010’u alabiliriz: “Yargı bağımsızlığı” denerek yapılan anayasa değişikliği, yargının yürütmeye bağlanmasının kapısını açtı. 2016 “darbe girişimi”, bu sürecin hızlandırıcısı oldu. Olağanüstü hal altında 100 binden fazla insan işten çıkarıldı, kurumlar yeniden dizayn edildi. 2017 referandumu devletin biçiminin dönüştüğü andı. Yasama, yürütme, yargı tek merkeze bağlandı. Artık devlet “makinesi”, “liderin” iradesiyle işleyecekti. Bu merkezileşme sessiz ve sistemli bir biçimde devam etti, hâlâ da ediyor.
Bu süreçte, devlet artık yalnızca güvenliği değil, toprağın, evin, mülkiyetin de kaderini belirtiyordu. Rejim muhaliflerinin düzmece gerekçelerle, itirafçıların yönlendirilmiş sözleriyle hapse atılmaları da artık sıradan bir uygulamaya dönüşmüştü.
Bir yandan da toplumun eleştirel damarları teker teker kesiliyordu. Tele1’e yönelik susturma, yok etme hamlesi, YouTube kayıtlarının silinmesi salt bir televizyon kanalına saldırı değil, bir hafıza tasfiyesi çabasıydı. Devlet artık vatandaşının, neyi hatırladığını da kontrol etmek istiyordu. YouTube kayıtlarının silinmesi, siyasal İslamın militanlarının ellerine fırsat geçince kültür alanında neler yapabileceklerini de gösteriyordu.
Toplum, susmanın daha güvenli olduğu fikrine alıştırılıyor.
Ergin Yıldızoğlu Cumhuriyet
Ekim 24, 2025
sanayi askerleşirken:
Türkiye sanayisi askerleşirken: 'Yerli ve milli' silah sanayii, emperyalist savaş ekonomisine nasıl entegre oluyor?
Ekim 16, 2025
"bayrağa dokunma" deyip
Greta İsrail askerleri tarafından uğradığı işkenceyi anlattı
"Bavulumu teslim aldığımda, üzerinde ‘Fahişe Greta’ yazısı ve erkek cinsel organı çizilmiş figürlerle karşılaştım. Bunu beş yaşındaki çocuklar bile yapmaz."Sumud Filosu'nda yer alan ve İsrail askerleri tarafından alıkonulan Greta Thunberg, işkenceye uğradığına yönelik açıklamalara rağmen "Gazze'de soykırım sürüyor" diyerek konuşmamıştı.
Ateşkes anlaşması sonrası yaşadıklarına dair açıklamalarda bulunan Thunberg, "Beni yere yatırıp ellerimin arasına İsrail bayrağı bağladılar" derken, bayrak her dalgalandığında "bayrağa dokunma" deyip sırtına tekme atıldığını söyledi.
Kendisine "fahişe" denilerek hakaretlere maruz kaldığını belirten Thunberg, zehirli gazla öldürülmekle tehdit edildiğini de ifade etti.
Bavulunu teslim aldığında üzerinde "Fahişe Greta" yazısı ve erkek cinsel organı çizildiğini gördüğünü aktaran Thunberg "Bunu beş yaşındaki çocuklar bile yapmaz" dedi.
Veda;
NE ÇOK ÖL(DÜRÜL)DÜKDAHA YAŞANILIR BİR DÜNYA İÇİNİstanbul - Esenyurt’ta kimin, ne amaçla yaptığı açıklığa kavuşmayan ama yapılma biçimi ve sonrasında yaşananlarla kuşkuları tırmandıran bir saldırıda yaralanan, 24 saat boyunca kendisinden haber alınamayan, yol kenarında baygın vaziyette bulunan dostumuz verdiği yaşam mücadelesini kaybetti.Basına kimin tarafından verildiği belli olmayan görüntüler servis edildi, olay yerindeki güvenlik kameralarının görüntüleri polis tarafından izlendi ama el konulmadı; bu görüntüler gözaltına alınan iki kişinin yakınları tarafından “gasp edildi. Karanlık cinayet daha da karanlığa sürüklendi. Nedenleri bilmiyoruz ama tahmin edebiliyoruz.Hakan Türkiye’nin dört bir yanında yaşamı hiçe sayan kentsel dönüşüm politikalarına, sermayedarlara değil tüm kamuya ait olan doğal sermayelerimizi acımasızca sömüren HES’lere, vahşi madencilik ve enerji politikalarına, ekolojik kırımlara karşı direnenlerin yanındaydı, bu direnişleri belgeliyordu.Her yerdeydi... Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün sesiydi, gözüydü, kulağıydı. Gezi Parkında yakılan çadırları onu kamerası belgelemişti. Soma’daydı, Sinop’taydı, Akkuyu’daydı, Değirmenözü’ndeydi, Kumluca’daydı, Validebağ’daydı, Hatay’daydı, Karaburun’daydı. Suyun, zeytinin, her türlü canlının yanındaydı. Yaşam neredeyse orayı savunuyor, belgeliyor, bugüne gösterirken yarına önemli belgeler bırakıyordu. “Çekme lan!” diye bağıran, tehdit edenlere rağmen ÇEKTİ!O bir yaşam savunucusuydu. Canı pahasına savundu, yaşansın, yaşatılsın istiyordu. Yaşatmadılar!HAKAN TOSUN’un anısı önünde saygıyla eğiliyor;DAHA YAŞANILIR BİR DÜNYA İÇİNDİMDİK DURACAĞIMIZA SÖZ VERİYORUZBSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği(BELGESEL SİNEMACILAR BİRLİĞİ)Not: Fotoğrafın kaynağı bilgisine ulaşamadığımızdan belirtemedik. Anlayışınızı rica ederiz.
(facebook)
Ekim 15, 2025
Amerika Trump’ı
Amerika Trump’ı heykellerle yargılıyor!
2016’dan bu yana Trump’ın karikatürize edilmiş onlarca heykeli dünya medyasının da gündeminde. İlk çıkışı, “İmparatorun testisleri yok” adlı çıplak Trump heykelleriyle yapan anarşist grup Indecline oldu. Parklarda ve merkezi meydanlarda sergilenen bu heykeller Amerikalıları hem şaşırttı hem eğlendirdi. Los Angeles’ta satılanlardan biri 28.000 dolara alıcı buldu. Zamanla bazıları toplatıldı, bazıları ise unutuldu.
2017’de kendisini karikatürize eden heykellere sessiz kalan Trump, kölelik yanlısı komutanların heykellerinin kaldırılmasına “Tarihi değiştiremezsiniz ama ondan öğrenebilirsiniz” diyerek tepki gösterdi. Bu açıklama, toplumun geçmişle hesaplaşması ve sanatın eleştirel dili açısından tartışmaları daha da büyüttü.
2018’de ise New Yorklu sanatçı Phil Gable, Brooklyn sokaklarını “Üstüme İşe” yazılı Trump büstleriyle donattı. Sanatçı, amacının siyasetin bunaltıcı atmosferinden bir anlık kaçış ve rahatlama sağlamak olduğunu açıkladı.
Aynı yıl Kaliforniya’da bir grup aktivist, göbekli, makyajlı, tırnakları boyalı ve şapkalı bir palyaço Trump heykeli yaptı. Yanındaki reklam panosunda ise 1970’lerin seri katili John Wayne Gacy’ye gönderme yapılarak, “Bir palyaço cinayetle kurtulabilir” ifadesi yer aldı. Aktivistler Trump’ı çevre politikaları ve nezaket açısından “kendi şahsına münhasır bir seri katil” olarak tanımladı.
Belma Akçura Milliyet
Ekim 14, 2025
“Çekme lan!” diye diye,
Olayın devamını arşiv haberimizden aktaralım: “Kasımlar Barajı ve HES projesinin şantiyesinin bulunduğu alandaki tahribatı görmek ve basın açıklaması yapmak isteyen grubu şantiye çalışanları engel olmak istedi. Bu sırada HES bir HES çalışanı ‘Çekme lan’ diye bağırarak görüntü almaya çalışan belgesel ekibi ile Yaşam ve Dayanışma Yolcularına saldırdı. Saldırgan HES çalışanını güçlükle sakinleştirdikten sonra basın açıklaması yapan ve bölgeden ayrılan grup Kumluca’ya doğru yola devam etti. ” https://acikgazete.com/.../yusuf.../belgeselde-direnis-var/
Türkiye’de yıkıcı politikaların doruğa çıktığı bir dönemde, Torosların koynundaki bir dağ köyünde yaşamı tümden değiştiren projeye karşı halkın tepkisini kayıt altına almaya çalışan kameraya “Çekme lan!” diye bağıran o ses, aslında uzunca bir süredir Türkiye’de işini yapmaya çalışan gazeteci, televizyoncu ve belgeselcilerin nasıl bir iklimde yaşadığının özeti.
“Çekme lan!” diye diye, cebren ve hileyle, hukuku, bilimi ve insanlığın binlerce yılda ürettiği tüm ahlaki değerleri dolanarak ülkeye çektirilen yıkımın faturasını hep birlikte ağır biçimde ödüyoruz.
Çekme lan diye diye suyumuz bitti. Çekme lan diye diye zeytinliklerimiz, ormanlarımız, dağlarımız bitti. Çekme lan diye diye kentlerimiz yaşanmaz hale geldi, denizlerimiz kusmaya, balıklarımız küsmeye, göllerimiz çölleşmeye başladı. Bu ülke daha çok çekmesin diye elinde kamera dağ yamaç dolaşıp yıkımı ‘çekerek’ kayıt altına alanlara karşı yürütülen düşmanlığın, aslında tüm yaşama karşı sinsice yürütülen bir düşmanlık olduğunu anladıklarında çok geç olacak.
Yusuf Yavuz (facebook)
Ekim 13, 2025
‘Neden parmak izi okutulmadı?’
Gazeteci Hakan Tosun'a beyin ölümü tanısı kondu
‘Neden olay kamuoyuna girdiğinde servis yoğun bakıma çıkartıldı?‘Neden parmak izi okutulmadı?’
* İki kişinin tutuklandığı gibi bir söylem var. Biz aile olarak bu soruşturmadan hiçbir bilgi almadık. Bize hiçbir bilgi gönderilmedi. Burada binlerce belki 50’den fazla olan sivil polislerimiz… Biz burada karıncayı bile incitmeyen Hakan Tosun için buradayız.
* Şunu söylemek istiyorum: Hakan Tosun sokakta ambulansla gelip hastaneye kaldırıldığında 27 saat boyunca neden ailesine haber verilmedi? O kimliksiz bir vatandaş değil. Neden parmak izi okutulmadı? Neden yüz taraması yapılmadı?
* Ben hastane yönetimine de sesleniyorum. 27 saat siz belki de abime hiçbir işlem yapmadınız. Bunu bana birisi ispatlasın. Polis, neden aileye bilgi vermedi? O kimliksiz, sahipsiz değildi. Ben karakola gidip kayıp ilanında bulunduğumda neden bana kimse hastanede olduğunu söylemedi. Çünkü kimliksizdi. Bunu birisi bana açıklasın.
* ‘İki kişi tutuklandı…’ Hayır, bana böyle bir bilgi gelmedi. Kimi korumak istiyorsunuz siz? Bu insan buraya kimliksiz yatırılacaktı ve biz bulmamış olsaydık belki de kaybolacaktı. Şu anki durumunun ne olduğunu bilmiyorum çünkü inanmıyorum, çünkü 24 kritik saatte ne yapıldığı hakkında bilgim yok.
* Biz buraya geldiğimizde acil yoğun bakım ünitesinden 27 saat bekletilen hakan tosun neden pazar günü üç saat sonra, bu olay kamuoyuna girdiğinde servis yoğun bakımına çıkartıldı? Ben vatandaşım. O da karıncayı bile incitmeyen, bir tane bile sabıka kaydı olmayan bir vatandaştı. Ne istiyorsunuz? Kimi koruyorsunuz? Bunu yapanların arkasında kim var? Kimi örtmek istiyorsunuz?
“Hakan Tosun hastaneye kaldırıldığında 27 saat boyunca neden ailesine haber verilmedi.
‘Karakaya direnişini takip ediyordu’
Gazeteci Mehveş Evin de Tosun’la ilgili X’te şunları yazmıştı:
* Gazeteci, doğa aktivisti Hakan Tosun yolda darp edilmiş halde bulundu. Beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda olduğu haberini aldık. Hakan’ın son tweetleri Hatay’daki kamulaştırma üzerine. Bir an evvel bu karanlık saldırının failleri bulunmalı!!!
* Saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan gazeteci Hakan Tosun Karakaya direnişini de takip ediyordu.
Çorum Sungurlu’daki Karakaya köyündeki vatandaşlar, köye taş ocağı yapılmaması için direniyordu.
Ekim 11, 2025
Ekim 2025
Ekim 08, 2025
İlişki
Baykar’ın ortağı Leonardo için UCM'ye başvuru: Soykırım suçlusu!
Baykar İsrail’e silah satan Leonardo şirketiyle Mart ayında Roma'da insansız teknolojilerde ortaklık anlaşması için mutabakat zaptı imzalamıştı. Haziran ayında Paris'teki silah fuarında atılan imzalarla iki şirketin ortaklığı resmen kurulmuştu. Anlaşma ortak SİHA üretimini kapsıyor.Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, "Yoğun görüşmeler yürüttük aylar boyunca. Leonardo ile çalışıyorduk zaten. Entegre ettiğimiz sistemler var. İşbirliği yapıyorduk zaten. Kimya ve sinerji son aylarda büyüleyici şekilde gelişti" demişti.
Baykar'ın merkezinde ağırlanan Cingolani'den Bayraktarlara övgü: Aynı dili konuşuyoruz'
Baykar'ın ortağı Leonardo'nun CEO’su Cingolani, 23 Ocak’ta Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'ne ziyaretinde Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar tarafından ağırlanmıştı.
Mart ayında Fransız Le Monde gazetesine verdiği röportajda, Baykar'ın son dönemde savunma sanayisindeki yükselişinden etkilendiğini anlatan Cingolani Selçuk Bayraktar’dan da övgüyle bahsetmişti: “Biz mühendisiz, aynı dili konuşuyoruz. Benim gibi kot pantolon, tişört ve spor ayakkabı giyiyor.”
Ekim 07, 2025
NATO (Yeşil Kuşak) çalışıyor;
Trendyol'da "Beyaz Toros sevenlere" başlığıyla t-shirt satışı
Trendyol online satış platformunda 90'larda işlenen faili meçhul cinayetlerin simgesi haline gelmiş "Beyaz Toros" basılı t-shirtler satışa sunuldu. Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği, satıcıya ve Trendyol 'a tepki gösterdi. Ötüken Online isimli satıcı, kendisine uygulama üzerinden tepki gösteren kullanıcılara, "Tarih bilgisi olan herkes anlayışla karşılacaktır" ifadelerini kullandı.
Trendyol 'da Ötüken Online isimli bir satıcı "Beyaz Toros" desenli t-shitleri satışa sundu. "17 bin kişi bir Beyaz Toros'a nasıl sığar?" yazısının da yer aldığı t-shitleri satan Ötüken Online, kendisine Trendyol üzerinden tepki gösterenlere, "Tarih bilgisi olan herkes anlayışla karşılayacaktır lütfen kötü düşünce ve yorumlara insanları teşvik etmeyiniz Türkiye özgür bir ülke" ifadeleriyle yanıt verdi.
Ekim 05, 2025
Antoni Lallican
Fransız foto muhabiri Antoni Lallican, Ukrayna'da İHA saldırısında öldü
37 yaşındaki Lallican, yerel saatle 09:20’deki saldırıda Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde hayatını kaybetti. Haberi, Uluslararası Gazeteciler Federasyonları ve Fransa Ulusal Gazeteciler Sendikası duyurdu.
France 24’ün haberine göre Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaşta bir gazeteci ilk kez İHA saldırısında öldü.
Saldırıda Ukraynalı gazeteci Heorgiy Ivanchenko da yaralandı. Her iki gazetecinin de üzerinde ‘Press’ yazan koruyucu yelek giydiği bildirildi.
Lallican’ın fotoğrafları Le Monde, Le Figaro, Liberation, Der Spiegel, Die Welt gibi Fransız ve Alman gazetelerinde yayınlanmıştı.
Eylül 29, 2025
Eylül 18, 2025
“İsrail'in suçlarını kolaylaştıran ekonomi politiğin fişini çekin”
İsrail'in soykırımına katkı sağlayan 15 şirket açıklandı
Uluslararası Af Örgütü’nün, İsrail’in hukuksuz işgaline, soykırımına ve diğer uluslararası hukuk suçlarına katkı sağladığını tespit ettiği 15 şirket arasında, çokuluslu ABD şirketleri Boeing ve Lockheed Martin, İsrailli silah şirketleri Elbit Systems, Rafael Advanced Defense Systems ve Israel Aerospace Industries (IAI), Çin şirketi Hikvision, İspanya merkezli demiryolu üreticisi Construcciones y Auxiliar de Ferrocarriles (CAF), Güney Koreli şirketler grubu HD Hyundai, ABD’li yazılım şirketi Palantir Technologies, İsrailli teknoloji firması Corsight ve İsrail devletine ait su şirketi Mekorot yer alıyor. Lockheed Martin bu yıl Türkiye'de düzenlenen IDEF fuarında iktidar tarafından ağırlanan şirketler arasında yer alıyordu.Çocuklar ölürken, şirketler kâr ediyor
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, bu 15 şirketin; sivillerin aç bırakılmasını ve toplu halde öldürülmelerini tasarlayan ve Filistinlileri on yıllardır haklarından yoksun bırakan bir hükümeti ayakta tutmaktan sorumlu olanların yalnızca küçük bir örneği olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:
“23 aylık aralıksız bombardıman ve süren soykırım, ayrıcalıklı ticari ilişkiler ve bağışlanamaz olanı göz ardı etmeye hazır devletler ve şirketler tarafından desteklenen sonsuz bir silah ve gözetim ekipmanı tedarikine muhtaç. Buna son verilmeli. İnsan onuru meta değildir. Filistinli anneler, İsrail’in soykırımı altında çocuklarının açlıktan solup gitmesini izlemeye terk edilirken, silah şirketleri ve diğerleri ciddi kâr etmeyi sürdürüyor."
2023
Lockheed Martin, IDEF’23’te ‘Türk bayraklı F-16 Blok 70’ sergiledi
Eylül 13, 2025
'Türkiyem'
'Türkiyem' ile ünlenen Müşerref Akay: Şarkıyı işkence için yapmadım ki...
Türkiyem, Müşerref Akay'ın besteleyip söylediği, o dönemdeki eşi Mahmut Tezcan'ın sözlerini yazdığı bir şarkı. Yedi general tarafından sipariş edilen şarkı, 12 Eylül döneminin sembol şarkılarından biri oldu.
Türkiyem, o dönemde cezaevlerinde işkence aracı olarak kullanıldı. Kendisi de bu tanıklardan olan Anadolu Müzik'in sahibi Cem Yılmaz, şarkının haklarını bir daha albümü yapılmasın ve söylenmesin diye satın aldı.
Müşerref Akay, şarkıyı TRT'de Türk bayrağından yapılmış bir elbise ve şapkayla seslendirdi. Gırgır dergisi kapağını bu konuya ayırdı ve o kapak nedeniyle dergi kapatıldı. Kapatılma gerekçesinde, 'Yaşlı, çirkin, menhus bir kadının üzerine bayrak çizerek Türk bayrağına hakaret' edildiği yazılarak Oğuz Aral hakkında 2.5 yıl hapis istendi.
Şarkının sözleri şöyle:
2022
Eylül 12, 2025
Ne yazdılarsa/ne dedilerse yaptılar;
“...24 ocak kararlarının eksik yönlerinin 12 Eylül iktidarı tarafından tamamlanması beklenmektedir. Yani KİT’ler ıslah edilmeli, vergi reformu yapılmalı, endüstriyel ilişkiler sosyal adalet ve barış ilişkileri ışığında düzenlemelidir. Ekonomi liberalleştirilmeli, yabancı sermayeye kolaylıklar tanınmalı, devletçilik ancak zaruri hallerde başvurulacak bir uygulama olmalıdır. Ekonomi yeniden yapısallaştırılırken, dünya ekonomisi ile kaynaşmaya geçilmelidir. Çağdışı kambiyo himayeleri bırakılmalı, adım adım Türk lirası konvertibiliteye itilmelidir. Bütçenin açık finansmanından vazgeçilmeli, para basımına siyasi müdahalelerden vazgeçilmelidir. Gereksiz istihdamla devlet kadroları şişirtileceğine işsizlik sigortası ile gerçekçi bir sosyal güvenlik sistemine gidilmelidir. Tutarlı ve kanımızca ülke için yararlı olan budur.”
Milliyet Gazetesi Başyazısı
18 Kasım 1980 (Darbeden iki ay sonra)
Eylül 11, 2025
sanki bugün;
“12 Eylül harekatından önce her şeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da yönetmelik çıkarmak için aylar geçmesini gerektiriyordu. Yani her şey güç ve uzun zaman içinde gerçekleştiriliyor, her şeye politik açıdan bakılıyordu. Ekonomik yaklaşım hep arkadan geliyordu. Askeri yönetim altında fark, alınan kararların parlamentodan geçmesi gibi bir zorunluluk olmadığından çok hızlı hareket edilebiliyor. Ve üstelik askeri yönetim yanlış yapsa bile bunu kısa sürede düzeltebiliyor.”
26 Ocak 1982 Cumhuriyet Gazetesi
Temiz Eller - Hakan Gürsoytrak
Kapanış 22 Mart 2026
Robert Capa’nın “Gerçek En İyi Fotoğraftır” Sergisi Ara Güler Müzesi’nde
Robert Capa'nın
Unutulmaz Fotoğrafları
Koç
Fenerbahçe seçimi öncesi Ali Koç’a destek açıklayan Ömer Şanlı kimdir?
Eylül'de yapılacak Fenerbahçe seçimlerinde yarışacak üç adaydan biri olan mevcut başkan Ali Koç’a seçime kısa bir süre kala dikkat çeken bir destek geldi.
Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı, sosyal medya hesabı üzerinden Devlet Bahçeli'yle bir fotoğrafıyla birlikte “Mensubu olmaktan onur duyduğum Milliyetçi-Ülkücü Hareketin bir neferi ve Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi olarak; şahsım ve dava arkadaşlarım, gerçekleştirilecek Fenerbahçe Olağanüstü Kongresi’nde Sayın Başkan Ali Koç’a desteğimizin tam ve koşulsuz olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz” paylaşımında bulundu.















.jpg)



.jpg)
.jpg)





.jpeg)
.jpeg)














